3 Numara

öykü deneme

-öykü deneme- 
“ Dün akşamki patırtı neydi öyle ? “diye seslendim salona , yanıt alamayacağımı bile bile devam ettim: “Her Cuma aynı eziyet ! “ Alt kattakilerin  torunları  doluşmuş yine o küçücük eve. Uyutmadı ki veletler ! Bağır çağır  ordan oraya koşup durdular bütün gece ! Duydun mu sen de ? ‘ 
Çaydanlığı ocağa koyarken, Ponçik  ellerimin titremesini görmesin diye  sırtımı iyice ona dönüp öyle yaktım altını. Ne zaman ellerimin titrediğini görse oyun sanıp hoplayıp zıplıyor yavrucak. Neyse ellerimi görmedi ama  ocaktan gelen  çıt sesine dikti kulaklarını bu kez.  Bunun sabah gezmesine az kaldı demek olduğunu biliyordu . Bizim elli  onun onbeş yıldır her sabah aynı saatte duyduğu çıttı o . 

Kapı çaldığında  minik poposunu iki yana sallaya sallaya, heyecanla  kapıya koştu. Bu kez  Ramazan’ın getirdiği sıcak ekmeğin kokusuydu heyecanının nedeni . 
“ Günaydın hanım teyze “dedi Ramazan , cumartesi sabahlarına has müzikli sesiyle . 
“ Bey amcamın pantolun ütüsü bitmediydi de bekledim az biraz temizleyici hanım ablamın orda . Temizleyici  dükkanı dedim diye abla da kızdıydı ya bana geçen .Ha orası işte .Yeni açılan dükkan.   Kuru temizleme mağazası  diyivereseymişim . Kuru temizlik mi olur hanım teyze ! Yeni moda laf ! Neyse  e orda bekleyiverince ben gaçırıverdim tabii ilk çıkan parti ekmeği  ya ondan  biraz daha bekledim sıccak sıccak çıksın alıvereyim gari dedim. Hayır ben biliyom aslında sen gaç kere didin bana sabırsızlanıyo bu minikler cumartesi sabahları geç oluyo parka çıkmak gecikme çok deyyi de hep bu temizlikçi hanım ablanın yüzünden  . Cuma akşamından uğrayıveriyom da kafasına girsin iyice deyyi. Tembih ediyom; Bak diyom sabah dükkanı açtınmıydı önce bey amcamın hanım teyzemin esvaplarını  hazır etcen herşeyden önce diyom da kime diyom. Hem biliyon mu hanım teyze…”
“ Ay Ramazan sus be oğlum ! Sus da nefes al bi !”Haydi geç bakalım içeri . Birazdan hazır olur kahvaltı.
Pek gevezedir ama sempatik çocuktur  Ramazan. Vefalıdır da. Kısa donla gezerdi babasının peşi sıra apartman işlerine yardım ederken. Su kovasını  dökmeden getiremezse  yerdi enseye şaplağı . Kekelemesi de bu sebeptendi, şimdi acısını çıkarıyor garibim zahir. 
         Ta o zamandan beri sever kereta bizim cumartesi kahvaltılarını.                 Hayır o mendebur babası nasıl izin veriyordu onu hiç             anlamamışımdır.

Allahtan artık memlekete döndü de rahat etti çocukcağız.              Aman yarabbi o adamın yaşlılığını düşünmek bile istemiyorum.           Zehir ederdi oğlana hayatı zehir.
Baba mesleğini devralmış gayet güzel idare ediyordu apartmanı işte. Çok konuşarak çok gülerek ve hala kovaları dökerek saçarak. Hem babasının işini devralmayacaktı da ne yapacaktı . Okutmadı ki çocuğu …
Beyamcasının dizinin dibine kıvrıladursun Ramazan , “Gel ponçik “ dedim biz devam edelim ;   Yumurtaları kırmanın zamanıydı ekmekler de geldiğine göre . Kim demişse halt etmiş ; Beyaz ekmek yemesin hele de sıcak sıcak hiç yemesinmiş yaşlılar .Yumurtayı da tereyağına kırmayalımmış . Göz yumurtayı o sıcak ekmeğin çıtır kenarıyla patlatarak yemedin mi kıymeti mi var hafta sonu kahvaltısının. Peh ! 
Cevap alamayacağımı bildiğim halde yeniden seslendim salona ; “19 Şubat değil mi günlerden ? “ 
‘İlk cemrenin havaya düştüğünü sen hatırlatırsın ya bana her sene…’  içimden  konuşarak  doldurdum çayları bardaklara , birazı tabaklara döküldü. Olsun. 
Yalancı bahar . Ilık bir sabahtı . Sonuna kadar açtım camları . Nergislerin suyunu da değiştirdim mi her şey hazırdı . Nasıl da canlılardı hala ! Diplerinden  az kesip suyunu değiştirdikçe kokmuşlardı tabii. Biraz boyunları eğildi ama olur o kadar… 
‘Haydi bakalım herkes sofraya !’ diyerek salona girdiğimde Ponçik peşimde kuyruk sallamaya devam ediyor, dedesi gibi -senin gibi- sessiz  Karamuk da  miskin miskin  yatıyordu berjerin sağ kenarında . Hem sokak kapısını hem mutfak girişini  hem de salonun tümünü gören tek köşeydi orası. 
Geveze Ramazan niye sessizleşti diye düşünürken , iki elini önünde bağlayıp başını öne eğerek ‘ Şey hanımteyze ‘ diye başlayınca  anladım bir derdi var. 
“ Biliyon hiç bir  dediğinizi iki  etmedim güççükten beri . Sizi ne çok sevdiğimi hanım da bilir de hiç demedi ne demeye her cumartesi kahvaltı neyin  niye evde yapmıyon diye . Ama benim kızanlar büyüdü gari . Okula gidiyolar ya sabahları ben servisteyken anaları gönderir okula . Hafta sonları  bari kahvaltıya evde ol buba diyip durular hanidir. Diyeceğim o ki esvapları , ekmekleri alıp gelivereyim de kahvaltıya benimkilerin yanına ineyim ben artık rızanız olursa bundan gayrı . Hem biliyon mu hanım teyze..”
“Dur Ramazan nefes al oğlum ! Tamam anladım ben .” Sırtını sıvazlayıp kapadım kapıyı arkasından .
Sen ‘Duydum’ dediğinde sesin kimden geldiğini anlamadım önce.  Ponçik’e baktım. Dile geldi dedim hayvancık . 
Sevinçle  peşine takıldık  üçümüz , sen mutfağa doğru yürürken dar koridorda tek sıra. 
“ Duydum. “ dedin. “Akşam ben de uyumadım. “ “Geçen Cuma da gelmişti alt kattakilerin torunları , küçük olanın sesi aynı bizim üç numaranın sesine benziyor değil mi?  “

19.02.2018-ilknur Atalkin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s